View Full Version: [FF] [Naruto] [Karanlık] [Sasuke] [1/1]

nocturnaltravel >>Hayran Kurgu Hikayeler (Fan Fiction) >>[FF] [Naruto] [Karanlık] [Sasuke] [1/1]


esrarukawa- 07-12-2006
[FF] [Naruto] [Karanlık] [Sasuke] [1/1]
Adı: Karanlık Bölüm:1/1 Tür: Dram, Karamsar Sınıflandırma: G Açıklama: 10 yaşındaki Sasuke’nin görüş açısından bir gece -------------------------------------------------------------------------- Karanlık çökmüş, hareketli bir günün ardından caddeler tenhalaşmış, canlılık ve gürültü yerini akşamın yorgun sessizliğine bırakmıştı. Loş ışıklar, bir ölünün yüzü gibi, gecenin içindeki köyü aydınlatıyordu. Pek çoğu korkup, sevmezdi karanlığı. Onlar karanlığın ardında saklanan tehlikelerden korkup ışığa kaçarlarken, onun için bir avuntuydu karanlık. Huzur ve sakinlik. Bir annenin kucağı. Bir babanın dokunuşu. Yakın bir arkadaşla birlikte olma fırsatı: yalnızlık. Yürüdü. Kalbi yanıp tutuşuyordu. Aklı reddediyordu. Boş, karanlık caddeler boyu yürüdü. Eve gitmek için en uzun yolu seçti. Ev. Bir zamanlar bir tane vardı; çatısı, duvarları, odaları ve insanları ile hayat dolu bir ev. Şimdi ölü bir caddeydi, yıkık dökük virane evlerden oluşan, kurumuş kan lekeleri ile kaplı, ölümün, bir katliamın tanığı. Bir zamanlar büyük, güçlü bir klanın yaşadığı sitenin caddelerini artık rüyaların tozu, yıkılmış güvenin parçaları kaplamıştı. Dün planlanmış yaşanmaların hiç birisi yaşanmayacaktı. Hepsi toprağın altında gömülmüş, çoktan çürümüş bedenlerden ibaretti şimdi. Cansız, amaçsız, duygulardan ve düşüncelerden uzak… sadece bir kişiyi arkada bırakmış yas tutmaya, acılardan uzak uyuyorlardı sonsuzluğa. Karanlığın çökmesi ile evlerine toplanan diğerleri gibi bir zamanlar onun da bir evi ve ailesi vardı. Şimdi hepsi silinen birer anıydı uzak geçmiş bir yaşamdan. "Ölmelerine izin verdin... tek yaptığın izlemekti. Keşke daha güçlü olsaydın." Sevdiği hayatların kaybı, bir zamanlar rüya gibi bir varlığın parçalanması onu kontrolü olmadığı bir dünyaya itmişti. Saatlerin, günlerin, ayların ve hatta yılların bir anlamı olmadan sadece o bir gün için yaşadı. Yaralarla, çürüklerle ve kesiklerle karanlığa tutunup yürüdü. Boş sokaklardan geçerken, loş, zayıf ışıklar yorgun görünüyordu. Tıpkı onun hissettiği gibi, yorgun. Hem fiziksel hem duygusal olarak o kadar yorgundu ki daha çok genç olan ruhu. Derin bir iç çekip her adımı bir öncekinden daha ağır kaldığı daireye doğru ilerlerken ayakları geri geri gidiyordu. Tıpkı kalbi gibi gece kapkaranlıktı. Taştan yollarda çıkan ayak sesleri yankılanıyordu ardında; öyle uzak öyle yabancı, bir başkasına aittiler sanki. Karanlıktan korkmuyordu. O içindeydi. Beyninin içindeki canavarlar kemiriyorlardı ruhunu kurtlar gibi. Öç al… öç al… ağabeyini öldür. Ağabey… öç almak dışında hiçbir şeyin anlamı yoktu. Tek amacı bir gün ailesinin, klanının öcünü almaktı. Tek bir düşünce zihninde, nefret ve öfke kalbinde her gün yorgunluktan bayılana kadar çalışıyordu. Güçlü olmak zorundaydı. Hayatta kalmak ve daha da güçlenmek. Diğer çocukları, kendinden daha zayıf insanları umursamıyordu. Kendisini geliştirmek gayesinde gözü sadece güçlülerin üzerindeydi. Evlerin arasından rüzgar uludu. Çevresinde dolanıp uzaklaştı sanki alay eder gibi onunla. Uzaklardan şimşek çaktı ve arkasından gürledi hava. Huzur vericiydi gök gürültüsünün acı çığlığı kulaklarında. Duyduğu şiddetli öfkeyle taşlaşmıştı kalbi. Sevgi, sempati, ilgi, arkadaşlık umurunda değildi. Tek istediği yalnız bırakılmak ve kendisine on dokuz ay önce verilen görevi yerine getirmekti. Taş konuşamaz ama hatırlar Bitmez tükenmez bir karanlıktı içine itildiği ve o kurtulmak için hiçbir çaba harcamadı. Yaşamak için karanlığa tutunup, ona sımsıkı sarıldı. Acısıyla dövüştü tekrar tekrar. Bir işkence ve aynı zamanda bir terapiydi bu. O nedenle her gün tan ağarmadan gece karanlığına kadar çalıştı hep. Acıyı önemsemedi. Yorgun kaslarının isyanını, inleyen kemiklerini umursamadı. Düşüp düşüp kalktı. Her başarısızlığının ardından yeniden denedi. Kimseye anlatamayacağı acıyı, acıya karşı kullanmasıydı. Hiçbir zaman yok olmayacak bir acı; kaybolan bir babanın, annenin, kardeşin, yok olan sevgilerin ve her şeyin acısı. Bir gecede değişti dünyası. Küçüktü o zaman. Tek sorun ettiği sevilmek ve kabullenmekti diğerleri tarafından... ve üzerinde durmamıştı ağabeyinin soğukluğu ve yalnızlığı gibi şeylerin anlamına. Sadece harikaydı. O harikaydı. Zamanla her şey gibi o da değişmişti. Klanının katliamından sonraki ilk haftalarda aklına koymuştu; Ağabeyinin onun için hazırladığı karanlığa atlayıp öç almaya yemin etti. Alışmıştı. Onların yokluğuna alışmıştı herkes gibi ve onların hepsi hayatlarına devam ettiler… ama o, bir şeyi unutmadı. Bir canavara dönüştüğü günden beri karanlığın içinde yaşıyordu. Bir canavardı. Evet. Yoksa kim öldürmek için yaşardı ki? Tek bir şey için kim beklerdi? Ağabeyini öldüreceği o gün için… daha güçlü olmak için çalışacaktı. Böylece başka bir canavarı öldürebilirdi. Bazen sıradan biri gibi hissederdi. Çevresindeki diğer insanlar gibi. Ama artık pek emin değildi. Yüreği istedi. Aklı reddetti. Çoktan uykuya dalmış sessiz evlerin arasında yürüdü sürükleyerek yorgun vücudunu. “Eğer beni öldürmek istiyorsan…. Benden nefret et! Çirkinliğin içinde hayatta kal. ….. Koş… Koş… hayatta kalmayı öğren….”


Forumer™ is Voted #1 Free Forum Hosting provider
Build your own community today with the largest message board hosting company.